"ağlama angelita, bu gece ya sana bir ev alacağım, ya da yasımı tutacaksın"
dominique lapierre-larry collins isimli iki gazetecinin iki yılı aşkın süren döküman araştırmaları ve röportajlardan edinilen bilgilerle hazırlanmış, 60'larda boğa güreşlerindeki tutkusu ve başarısıyla tüm ispanya'nın simgesi haline gelmiş el cordobes'in hayat öyküsü üzerinden tarihe yansıyan bir çalışma. daha doğru ifade edilebilirse tüyler ürperten bir dramın yoğun bir anlatımla bütün ispanya'nın hikayesini yansıtması durumu. önce ispanya'da franco'cularla cumhuriyetçiler'in iç savaşta tutundukları tarafları ve bunların oluşturdukları bedelleri görüyoruz, ki bu aslında tarihi kanlarıyla yazan insanların uğruna kendilerini feda ettikleri bedellerdir, daha sonraysa bu iç savaşın neticesi sonucu annesini ve babasını kaybetmiş, daha küçük yaşlardan itibaren matador olmayı kafasına koymuş bir çocuğun ağır hayat şartlarını ve yokluk içerisinde kendini var etme savaşını izliyoruz. bölümler arası geçişlerde bir yandan manolo'nun en ölümcül güreşinin tasvirini, diğer yandan da taşralı bir ispanyolun hayatta tutunacak bir şey bulup üzerine üzerine gitmesinin ince ayrıntılarla işlenmesini okuyoruz. manual benitez halka yaşama direnci sağlaması için gösterilen sıradışı kahramanlardan biriydi, hatta üzerine şarkılar dahi yazıldı. kendi yetilerine inanıp onun duvarlarına delicesine tutunan, defalarca düşen ama yine de tutkularının içinde alevlendirdiği yangını küllendirmeyen birinin hikayesi. kapı dışarı edildiği doğduğu şehir palma'ya bir torero olarak döndüğünde, hırsız ve aylak olarak tanımlanan bu adam ellerde taşınıyordu. o gün korrida'ya çıkmadan önce ablasına verdiği sözü tutacağını bir teminatı gibiydi sanki ilk zaferi. ve tutttu da. el pipo'yla geçirdiği o muhteşem yazdan sonra ablasına bir ev aldı. onunki bir intikam değildi, çünkü kitapta sunulan karakter kendi ağzından da aldığımız gibi, sadece bugünle ilgileniyordu, onun için geçmiş o kadar da önemli değildi. vefalıydı da. kazandığı parayla 150 kişinin geçimini sağladı ve kendi imkanına sahip olmayan insanlara o imkanı sundu. bizlere sunulan plaza de toros'ları aficionadelerle tıklım tıklım dolduran birinin hikayesi. cesurca ve hırsla yaşadığı hayatını bir boğayla güreşerek insanlara sunuyordu bir şekilde. kitabın üslubuysa asla el cordobes'in hayatının şaha kaldırılmış bir şekilde anlatılışı değil. aksine iki gazetecinin elinden çıkan eser dev bir haber küpürü sanki. bir insanın dramından bir ülkenin karakteri çiziliyor, nötral bir gözlem yapılıyor. elbette bencilliği de görüyoruz burada. boğa güreşçileriyle yapılan röportajları görüp "yayından kaldırın şunu, halk cesaret verici şeyler duymak ister." diyerek çıkıyor karşımıza bencillik. bir de ispanya'nın kalkınması ve dünyaya açılmasını canlandırıyoruz gözlerimizde. parfümler, arabalar ve alışveriş merkezleriyle dolan bir ispanya. yoksulluk azalmış tabii, hala var olsa da.
kitapla alakalı son bir şey söylemek gerekirse o da belirli yıllarda epeyce satıp sonradan durulmuş olmasıdır. zira elimde payel'in sekizinci baskısı var ve kitap yetmişlerde 4 baskı yaptıktan sonra 93'de sekizinci baskısını yapmış, ama hala yeni bir baskı gelmemiş o yıldan beri, ilginç.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder